Gaziantep İslahiye Tandır Köyü Tanıtım Sitesi

Gaziantep İslahiye Tandır Köyü

İslahiye Tandır Köyü Anasayfa İslahiye Tandır Köyü Resimleri İslahiye Tandır Köyü Videoları İslahiye Tandır Köyü Haritası
Hata Bildir / Editöre Yaz
 Resim Ekle
TandırKöyü
 Gaziantep İslahiye Tandır Köyü
Ziyaretçi Defteri 

Bu mahalle ve bu il ve ilçe çok güzel.
Yazan: Yusuf Demir (kerkütlü) / 24.11.2013 - 14:08:03

Tandır  Köyü  TANIYALIM

Paylaş   Bilgi Ekle Resim Ekle Video Ekle

Tandır , İslahiye İlçemizin bir Köyü olup, 2010 yılı verilerine göre 262 kadın ve 263 erkek olmak üzere toplam 525 kişi yaşamaktadır.

İslahiye ilçe merkezine 14 km. Gaziantep il merkezine ise 104 km. mesafede yer alır. Köy denizden 750 metre yüksekliktedir. Köyün eski ismi Tenûre'dir.  [Devamını Siz Yazın]

FOTO GALERİ                                                      Tüm Resimler   [Resim Ekle]
KÖYÜMÜZÜ TANIYALIM                                      [Bilgi Ekle]

Bu köy çok güzel ve soğuk. Geçimlerini tavuk satmakla ve ot satamakla karşılarlar. Bu köy yolunda Huzurlu yaylasına (demiroluğa) gitmek için yapılmıştır. Bu köyde iki kişi benim akrabamdır. Bunlar çıtak ailesidir. SON
Ekleyen: Yusuf Ekleme Tarihi: 24.11.2013 (17:09:36)
 

TANDIR KÖYÜ VE HUZUR(HINZIRI) YAYLASI:

ANTEP'İN İZLAHİYE İLÇESİNE BAĞLI OLAN TANDIR KÖYÜ dağların arasında kalmış bir yarım adayı andırır. Üç tarafı dağlarla çevrili olan Tandır güneydeki kuru dere vadisiyle geçit verir ve doğuya doğru Kerküt-Xaltanlı'dan Amik Ovasına açılır. Özgürlüğüne düşkün olan Tandır Köyü batısındaki Gavur (amanos-nur) dağlarının dik-sarp acımazsız eteklerini 99 virajlı yolla tırmanır ve KEL DAZ 'ın güney zirvesine Hınzırı Yayalasını kurrar. Halkı bu toprakla bütünleşir. BÜTÜN TANDIRLI VE HINZIRLI OLANLARI VE BURAYI SEVENLERİ DAVET EDİYORUZ. HUZUR (=HIZIR=HINZIR=DOMUZ) YAYLASI (İslahiye- Tandır Köyü) TANDIR KÖYÜ Tandır köyü Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı şirin bir köy. Nüfusu yaklaşık 500'dür. Köylülerin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Üzüm, nar ve çeşitli sebzeler yetiştirilir.Kışları köyde geçiren köylüler, yazları meşhur Huzur(hınzırlı) yaylalarında geçirirler. EN ÜNLÜ YERİ HINZIRI (DOMUZ) YAYLASIDIR. HINZIRI ismi sonradan HUZUR diye değiştirilmiştir. Gaziantep’in İslahiye ilçesi Altınüzüm Beldesi’nin 20 kilometre batısında Nur Dağları üzerinde bulunan Huzur yaylasının turizme kazandırılması için yoğun bir çalışma başlatıldı. Bölgeyi ziyaret eden Gaziantep Valisi Lütfullah Bilgin, Huzurlu yaylasının turizme açılması ve bölgenin tabii güzelliklerinin korunarak mevsimlik yerleşime açılması için İslahiye Kaymakamlığı nezdinde bir dizi çalışma başlatılmasını istedi. İslahiye İlçesi Tandır Köyü sınırları içerisinde bulunun ve 1990 yılında Turizm Bakanlığı tarafından “Turizm Yaylası” ilan edilen Huzurlu yaylası sahip olduğu doğal güzelliklerin yanında yüzlerce çeşit kuşa da ev sahipliği yapıyor. Yolu asfaltlanan yaylada günü birlik gidip gelmenin yanında artık yörede oturan yüzlerce kişinin de Huzurlu yaylasında tatilini geçirmeye başladığı bildirildi.

İSLAHİYE HUZUR (=HIZIR=HINZIR=DOMUZ) YAYLASI DOĞAL HASTAHANE: Hınzırı yaylası havası suyu ile tam bir doğal hastahanedir. Verem, kanser hastalıklarına iyi gelen havası ve doğal su kaynakları;hazımsızlık gibi sıkıntısı olanlarında şifa bulacakları bir yayladır.Suları ve havası çeşitli tıp kurumlrınca incelenmiş yararları tespit edilmiş, verem hastahanesi kurulmasına uygun uygun raporlar tutulmuştur. Güçlü bir siyasi iradeyi ve cesaretli yatırımcıları sabırsızlıla bekleyen huzur yaylası; kendi huzurunu tüm insanlığa paylaşmaktan her zamankinden daha hazırdır.

SİYASİ DURUMU: Huzur yaylası çevresine daha çok huzur verebilmesi için çevresindeki siyasetcilerden, börokratlarıdan ve iş adamlarından yardım ve yatırım beklemektedir. 1960'larda ilk taşıt yolu Adnan Menders dönemide kazma-kürekle açıldı. Bu gün teknolojinin ulştığı seviye göz önüde bulundurulursa İslahiye'deki siyasetçilerin karnelerinin pek parlak olmadığı görülür. Zamansız ve habersiz yapılan tapu-kadastro çalışmalarıda yayla sakinleri çıkılmaz bir cenderenin içine sokulmuş; yıllarco ekip biçtileri toprakları eleriden alınmış ve orman sayılmıştır. Köylüye kendi evi dar edilmiştir. Nur Dağlarının en güzel yaylası olan Huzur Yaylası dışında hemen hemen hiçbir yaylaya tapu-kadastro girmemiştir. Huzur halkının huzuru bu NEGATİF ayrımcalıkla bozulmuştur. Köy dışıda yaşayanların toprakları önce orman, sonra hazine topraları olarak peşkeşlenmiştir. Bu durumu düzeltmek için başta birinci görev yörenin milletvekili olan MAHMUT DURDU'YA düşmektedir. İki dönem millet vekili olan MAHMUT DURDU'NUN bu karmaşıklığı gidermesi beklenmektedir, huzur halkı tarafından.

ULAŞIM: 'Gazi Antep-Adana karayolu üzerinde bulunan Nurdağı ilçesi kavşağında İslahiye-Hatay karayoluna (güney) dönülür. Yol üzerinde bulunan Altmüzüm beldesinden batıya dönülerek Kerküt - Hasanlök - Tandır köyleri ile Cıncıklı ören yerine (Manastır kalıntısı) giden yola sapılır. Bağlar, bahçeler arasından geçen Tandır köyünden sonra dik virajlı, çam, maki türü ağaçların çevrelediği 20 km. stabilize yolla Huzur Yaylasına varılır.

YÖRE ADLARI: Tahtalı, xamo, Havşu, Burunsuz,

KALAYCI BATIRAN ÖZELLİKLERİ: Tahtalı, xamo, Havşu tepeleriyle Burunsuz gediğinin çevrelediği çok geniş bir tabana yayılan yayla; çam, sedir, köknar, çınar, kızılağaç, ardıç türü ağaçların çevrelediği ve çok miktarda kaynak suların beslediği yaylalar topluluğundan oluşmaktadır. Civar köylerden gelen insanların elma, armut, kiraz, vişne ağaçları ile mevsimine göre çilek, salatalık, domates, biber gibi sebze ve meyve yetiştirmek üzere, küçük toprak parçalarını değerlendirmeleri, hayvancılıkla uğraşmaları, yaylaya farklı bir canlılık katmaktadır. Buz gibi kaynak suları ile dağlardan inen kar sularının beslediği küçük dereler ve diğer kaynak sularının beslediği, kardelen, nergis, sığırkuyruğu, papatya, yabani siklamen, lale, mantıvar ve diğer çiçeklerle dağ çayırlarının kapladığı görülmeye değer bir yayladır. Konaklama-Yeme-İçme: Yayla evlerinden yöre halkı faydalanmaktadır. Yaylada kamp kurmak isteyenlerin çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında götürmeleri gerekir.

TANDIR KÖYÜ Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı olan Tandır köyü; yemyeşil doğası,berrak akarsuları, ve Anadolu’muzun hangi köşesine giderseniz karşılaşmaya alışık olduğunuz, sıcak kanlı insanları ile keşfedilmeyi bekleyen yurdun cennet köşelerinden biridir. G Antep-Hatay karayolunda ilerlerken,Altınüzüm beldesini gördüğünüzde sola sapıp ilerlerseniz bu şirin köyü görürsünüz.Bu köy kış aylarında kullanılırken,baharla birlikte insanlar yaylalarına(Huzur Yaylası)çıktığı için;yazın uğrarsanız kimseyi göremeyebilirsiniz.Niyetiniz serin ve çam kokusuyla donanmış tertemiz dağ havası almak yada belgesellerde görebileceğiniz birçok hayvanı doğal ortamında gözlemek ise size de sadece onların peşinden Huzur Yaylasına çıkmak düşer (17 KM'cik)elektriğin olmadığı,teknolojinin kirletmediği bu yöre 2006 ya kadar nasıl gizlenmiş hayret!Doğa aşıklarını buraya bekliyoruz.(yol asfalttır)görüşmek ümidiyle

YAYLAMIZDAKİ AĞAÇ TÜRLERİ 1-Sarıçam (Pinus sylvestris) 2-Kayın (Fagus sp.) 3-Karaçam (Pinus nigra Arnold.) 4-Sedir (Cedrus libani A.Rich.) 5-Kızılçam (Pinus brutia Ten.) 6-Göknar (Abies sp.Mill.) 7-Ladin (Picea orientalis (L) Link.) 8-Fıstıkçamı (Pinus pinea L.) 9-Ardıç (Juniperus sp.L.) 10-Servi (Cupressus sempervirens L.) 11-Meşe (Quercus sp. L.) 12-Gürgen (Carpinus sp. L.) 13-Kızılağaç (Alnus glutinosa Mill.) 14-Dişbudak (Fraxinus sp. L.) 15-Çınar (Platanus orientalis L.) 16-Kavak (Populus sp.L.)

HUZURA KAVUŞMAK SADECE 20 DAKİKA kaynak: TANDIR KÖYÜNÜN ÖZ EVLADI ÖĞRETMEN, orhan YILDIRM

İSLÂHİYE İLÇESİ TANDIR KÖYܒÜNDE DÜĞÜN ADETLERİ Düğün adetlerine geçmeden önce İslâhiye’deki evlenme adetlerinden biraz söz etmek istiyoruz. Bölgede evlenmeler çoğunlukla görücü usulü ile yapılmaktadır. Evlenecek gençlerin düğün gününe kadar birbirlerini görmeleri kesinlikle yasak ve ayıp karşılanmaktadır. Kız ile oğlanın düşünce görüşleri alınmadan kızın ve oğlanın ailelerinin olumlu görmeleri halinde evlilik yapılmaktadır. Köydeki düğünler çoğunlukla köylünün işinin bittiği veya az olduğu sonbahar aylarında yapılmaktadır. Köyde evlenme çağı eskiden 24–25 iken daha sonraları bu yaş 15–20 arasına düşmüştür. Oğlu evlenme çağına gelen anne ve baba kendi ailelerine uygun kız aramaya başlamaktadırlar. Eskiden daha çok akrabadan olmasına önem verilen kız seçimi daha sonra bu önemini kaybetmeye başlamıştır. Anne ve baba tarafından aileye uygun görülen kıza karar verildikten sonra aracı seçilen bir kadın veya kadınlar giderek konuyu açmaktadırlar. Kızın ailesinin düşünceleri olumsuz ise konu kapatılmaktadır, olumlu ise daha sonraki günlerde erkekler istemeye gitmektedirler. Tandır Köyü’nde kız isteme konusu duyurulduktan sonra oğlan evi, yemeklerde kullanılmak üzere bir paket tuz almaktadır. Bu tuz bitinceye kadar herhangi bir uğursuzluk, aksilik çıkarsa kızın uğursuz geldiğine inanılarak istemekten vazgeçilmektedir. Oğlan evinde olumlu işler olursa kızın uğurlu geldiğine inanılmaktadır. Kızın istenmesi, uğurlu ve kutsal olduğu için Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece erkekler tarafından yapılmaktadır. İstemeye genellikle oğlanın yakın akrabaları ve köyün ileri gelen hatırı kırılmayacak yaşlıları gitmektedir. Ayrıca kız evi de kendi akrabalarını çağırarak bir meclis oluşturmaktadır. Olumlu cevabın arkasından meclisteki en küçük bireyin el öpmeye kalkması ardından tatlı yemek ve şerbet içmek adettendir. Kız isteme olayına Tandır Köyü’nde “Sakala varmak”, Sakala gitmek” denilmektedir. Tatlı yenilirken, başlık bugün için çeyiz parası, yine meclis tarafından konuşulmakta ve karara bağlanmaktadır. Alınan başlık parası kıza çeyiz olarak harcanabildiği gibi bunun tam terside olabilmektedir. Başlık haricinde, dayı yolu veya amca yolu adı altında “Halat” diye de bilinen, dayıdan veya amcadan birine yol kesilmektedir. Bu yol kesme para verme şeklinde olmaktadır. Kızın dayısı ya da amcası parayı alıp almamakta serbesttir. Fakat maddi durumu iyi değil ise, bu parayı alıp gelin olacak kıza hediye veya eşya almaktadır. Eskiden kız istemeden, bir zaman sonra çok nadirde olda nişanın yapıldığı görülürdü. Nişan töreni oğlan evi isterse ve maddi durumu iyi ise düğün gibi çalgılı bir şekilde yapılmaktadır. Tandır köyünde nişan törenine “Dünür çağırma” yüzük takmaya ise; “Asri” denilmektedir. İsteme ile düğün arasına bayram rastlarsa geline “Bayramcalık”adı altında giyecek türü eşyalar götürülmektedir. İsteme ile düğün arasında bazen 1-2 yıl geçebilmektedir. Düğün başlamadan üç gün önce oğlan ve kız tarafı yakın köy ve akrabalarını düğüne davet etmektedir. Bu davet, çorap, mendil, gömlek, havlu gibi hediyeler gönderilerek yapılmaktadır. Köyde bu davete ve çağırma işlemine “ğalot” denilmektedir. Hediye gönderilecek kişiler ve hediyeler liste yapılmakta ve yakın akrabaya gönderilecek hediyeler daha özenle seçilmektedir. Düğünlerde iyi oynayan kişilere ayrıca mendil ve ayakkabı gibi hediyeler gönderilerek özel olarak davet edilmektedir. Düğünün yapıldığı eve belli olması için oğlanın kirvesi, dayısı veya amcası küçükbaş bir hayvan kestikten sonra bayrak dikmektedir. Bu bayrak günümüzde Türk bayrağı olduğu gibi, eskilerden, Tandır, Kayabaşı, Tespi Köyü’nde ise kırmızı, yeşil, sarı ve mavi renklerin biri ya da bir kaçından oluşan sembolik bir bayrak dikildiği olurdu. Bayrağın asıldığı direğin başına, soğan, elma, zeytin dalı ve çiçek asılmakta; daha sonra da bu süslere ateş edilerek vurmaya çalışılmaktadır. Düğünün başladığı gün kız evinde oğlan evi tarafından özel olarak getirilen hayvan kesilerek misafirlerle yenilir. Bu hayvana ‘KINALIK’ denir. Düğünün başladığı gün, oğlan evinde; et haşlama, pilav, nohut ekşisi, fasulye, patates yemekleri pişirilmektedir. Düğünler eskiden Salı günü başlayıp Perşembe günü akşamı biterken günümüzde Cuma günü başlayıp Pazar günü akşamı bitmektedir. Kına gecesi ise genellikle Çarşambayı, Perşembeye bağlayan gece yapılmaktadır. Kızın iki eline, damadın serçe parmağına kınanın yakıldığı geceye kaynana katılır ise, ömrünün az olacağına inanılmaktadır. Gelin, Tandır köyü’nde eskiden Perşembe - pazar günü ata bindirilerek getirilmekte idi. Gelinin at ile getirildiği zamanda atın kuyruğundan kıl çekmek, üzengisine taş atmak uğursuzluk sayılmaktadır. Bu nedenle gelin getirilirken bir kişi atın kuyruğundan, iki kişide üzengilerinden tutmaktadır. Gelin köy içerisinden getirilir ise aynı yoldan ikinci defa geçirilmemeye ve çıktığı sokaktan girmemeye dikkat edilmektedir. Gelin ineceği zaman yemek pişirilen kepçe düşmanlar çatlasın diye atın tırnağına vurularak kırılmaktadır. Bereket için bir tabağa kuru üzüm, arpa, buğday, şeker, bozuk para koyulup serpilmektedir. Gelinin attan inmesi için kayınpeder geline, “İnmelik” adı altında bir hediye vermek zorundadır. Bu büyük baş hayvan, arazi, bağ veya bahçe olabilmektedir. İnmelik karşılığı gelinden sembolik bir ücret alınmaktadır. Bu verilen inmelik, hediyeden daha çok satma-satın alma gibi algılanmaktadır. Herhangi bir ayrılma söz konusu olduğunda verilen inmelik, paylaşılmadan veya geri alınmadan gelinin olmaktadır. Gelin evin kapısından içeri girerken, damadın anne ve baba Kuran-ı Kerim tutmakta ve gelin Kuran’ın altından geçirilmektedir. Buradaki inanış gelin olanın anne ve babasına saygılı olsun, dinine bağlı kalsın anlamını taşımaktadır. İmam nikâhı genellikle gelinin geldiği gün akşam namazından sonra yapılmaktadır. Düğün başlamadan 5–10 gün önce yörede çoğunlukla abdal ve aşiret denilen çalgıcılar ile düğün için söz kesilmekte ve başka bir düğüne gitmemeleri için bahşişleri verilerek davulları alınmaktadır. İyi çalgıcıları düğüne getirmek için başında bulunan kişiye, davul ve takım elbise gibi hediyelerin de verildiği görülmektedir. Bu hediyeyi maddi durumu iyi olan düğün sahipleri vermektedir. Çalgıcılar önceleri Sulu Mağara Köyü’nde otururken, daha sonraları İslâhiye’nin Pınarbaşı Mahallesi’ne yerleşmişlerdir. Bölgedeki düğünlerde davul ve zurna yaygın bir şekilde çalınmaktadır. Düğünlere iki davulcu ve iki zurnacı beraber gitmektedir. Bu sayı düğün sahibinin maddi durumuna göre artmaktadır. Abdallar geçimlerini genellikle bölgede yapılan düğünlerden sağlamaktadırlar. Düğünlerde çalgıcıların aldığı ücrete “Şaba” veya “Şabaş” denilmektedir. Günümüzde Şabaş’ın çok yüksek miktarlara ulaşması nedeni ile çalgıcılar ile düğün sahibi ücret konusunda anlaşma da yapabilmektedirler. Ücret konusunda anlaşma yapılır ise, Şabaş düğün sahibine kalmaktadır. Şabaş gelinin geleceği gün öğlen yemeğinden sonra yapılmaktadır. Düğüne gelen ne kadar davetli, misafir var ise toplanmakta ve davulcu Şabaşı toplamaktadır. Verilen hediye ve paralar düğün sahibi tarafından not edilmekte kendiside onların düğünlerinde o düzeyde bir hediye vermektedir. Şabaş, davetlilerin en ileri ve en itibarlı kişisinden toplanarak başlar ve onun verdiği paradan fazla verilmesi, saygısızlık ve hakaret sayılmaktadır. Yörede kadın ve erkek beraber oynamaktadır. Halay çekme yerine hala çekme denilmektedir. Halay çekilirken, kırık havalar çalınmakta fakat orda zurnalardan birisi karara sesinde dem tutarken, diğerinin yol göstermesi ile (açış yapması)bölgede yaygın olarak bilinen uzun havalar da çalınıp söylenmektedir. Halay çekilirken ezgilerin belirli bir sırası yoktur. Oyun oynanırken Üç Ayak, Ağır Halay(hava), Kaba, Dağ Kabası, Adana Kabası, Ayşe, Arabî, Şirvani, Pekmez, Düz Hava gibi ezgiler çalınmaktadır. Köyde söylenen türkülerin büyük bir çoğunluğu Uzun hava şeklinde söylenmektedir. Söylenen bu türkülerde Barak kültürünün veya Barak ağzı söyleyiş şeklinin hâkim olduğunu görülür. Söylenen bu türkülerin büyük bir çoğunluğu Barak bölgesinde söylenen uzun havalardır. söylenen türkülerden bazıları; Garip, Ezogelin, Döne gelin, Kerem, Deveci, Ceren(Dağlı havası), Karacaoğlan’ın türküleri, Köroğlu’nun türküleri ve “Salınarak Çıktı Ceren Elinden” kına türküleridir.

Köyde Ayşo adı ile bilinen ve uzun hava olarak söylenen türkünün oyununda anlamı; “Ahmet Bey ismindeki aşiret reisi kendi mahiyetinde bulunan bir köydeki düğüne misafir olur. Ahmet Bey hiç tanımadığı fakat düğünde kimin kızı olduğunu öğrendiği, çok güzel bir kızın halay çektiğini görür ve güzelliğinden dolayı aşık olur. Fakat törelerinde evlenebilmesi için kızın babasının razı olması gerekmektedir. Kızın babası ise razı olmaz. Ahmet Bey bu kızla evlenebilmek için aşiretin ileri gelenlerini aracı koyarak iknaya çalışır. Nihayet iki sürü koyun, iki sandık dolusu altın ve daha birçok değerli eşyaları başlık vermek sureti ile kızın babasını razı eder. Düğünün son günü gelinin ölmesi üzerine murada eremezler.” Çok uzun süre önce yaşanılan bu olay anlatılmakta ve oyunun arasında uzun hava olarak şu türkü söylenmektedir: Ben gidersem de beni arama Zülüflerini de tel tel edip tarama Melham olsan da sürmem seni yarama Göğünün yok idi de niye beni ataşına yandırdın Sabah erkenden de aynaya bakma Zülüflerini tel tel edip gerdana dökme Geyinip kuşanıp ciğerim yakma Göğünün yokudu da niçin beni ataşına yandırdın

TANDIR KÖYÜ DÜĞÜN KÜLTÜRÜ kültürümüzün doğal bir zenginliğidir. Fakat son 10-15 yıldan köyde “Caz takımı” denilen ve Org,bateri gibi çalgılar ile düğün yapıldığı sık sık görülmektedir.Dileğim Halk kültürümüzün yozlaşmadan korunabilmesi ve kaybolmadan korunabilmesi ve kaybolmadan belgelenmesidir.
Ekleyen: orhan yıldırım Ekleme Tarihi: 23.12.2011 (00:41:00)
 

.

Tandır  Köyü  İLGİLİ SİTELER                                  [Site Ekle]

TANDIR KÖYÜ VE HUZUR(HINZIRI) YAYLASI şu an Facebook'ta "Tandır Köyü Facebook Sayfası
Ekleyen: orhan yildirim Ekleme Tarihi: 23.12.2011 (00:44:22)
Gaziantep İslahiye Tandır Köyü Sayfa Görüntülenme Sayısı: 1863
__________________________

 


Haberler Haberler